Avukatlarla ilgili fıkralar genellikle eğlenceli ve düşündürücü anekdotlar içerir. Birçok insan, avukatların sadece yasalarla değil, aynı zamanda komik durumlarla da nasıl başa çıktığını merak eder. İşte bu merakla dolu bir hikaye, avukatların aşırı maddiyatçılığını ve bazen başlarına gelen tuhaf olayları mizahi bir dille ele alıyor. Gülmek ve düşündürmek için mükemmel bir örnek sunuyor.
En komik avukat fıkralarından biri, yeni aldığı lüks spor arabasını ofisinin önüne park eden bir avukatın başına gelenleri anlatır.
Avukat, arabasından inerken yoldan hızla geçen bir kamyon, sürücü tarafındaki kapıyı koparır. Avukat, polisi arar ve kamyonun sürücüsünün bulunmasını talep eder. Polis olay yerine geldiğinde, avukat öfkeyle şikayetini sürdürür :
"Daha geçen gün aldığım arabası mahvolmuştur ve kaportacı ne kadar ince iş görse gene de eskisi gibi olmayacaktır. O kamyonun sürücüsü derhal bulunmalı ve yaptığı hasar ona mutlaka ödettirilmelidir!".
Polis, avukatın bu tepkisine şaşırarak "Siz avukatların bu kadar maddiyatçı olmalarını bir türlü anlayamıyorum" der. Avukat, "Nasıl söylersin böyle bir şeyi?" diye tepki verir. Polis, "Sol kolun dirseğinin altından kopmuş görmüyor musun?" diye devam eder. Avukat, "Aman Tanrım, Rolex'im de gitmiş!" diye bağırır.
Bu fıkra, avukatların sahip oldukları şeylere aşırı bağlanmalarını ve maddi konulara olan düşkünlüklerini mizahi bir şekilde ele alır.